Bayrama 1 Gün Kala


26/11/2009 · Kategori: BiR TuTaM HaYaT

                  

Bayrama 1 gün kala, minik bir seyahat çantası hazırlıyorum kendim için.

İçine yaşanmaya gebe olan sevinçlerimi, heyecanlarımı, umutlarımı ve planlarımı koyuyorum.

Kızgınlıklara, küskünlüklere yer kalmayacak kadar dolduruyorum çantamı; ve sadece bir şeyi yanıma alamadığım için üzülüyorum.

Ben çantamı hazırladım ve birazdan yola koyulacağım şirin bir kasabaya doğru…

Peki, siz nelerle doldurdunuz çantanızı bu bayram?

 

GÜZELLİKLERLE DOLU MUTLU BİR BAYRAM GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE…

 

 


Yorum (yok) Yorum yaz!

Beklemek Üzerine


25/11/2009 · Kategori: LaLiN _ SiDaR

                          

 Beklemek…

Zihinlerde çağrıştırdığı anlam, çoğu zaman, sadece sıkıcı bir eylem olmasıdır. Hatta eylem bile olmamasıdır.

Eylemsizlikten zevk alan birisi bile beklemekten nefret eder. Öyledir de neticede.

Ancak bazı şeyler beklemeye değer niteliktedir, hatta beklemek o şey ile anlam kazanır. Mesela sevgiliyi beklemek…bir ömür birlikte olacağın günü, sabrını bileye bileye beklemek…aramasını beklemek, geri döneceği günü beklemek, hatta tatlı bir söz söyleyeceği günü beklemek…belki günler, belki yıllarca…bıkmadan usanmadan..

Sabır gerekir beklemek için. Sabra da en çok ümit eşlik eder heralde. Öyle ya ümit olmadan sabır nasıl var olabilir ki…

Erkek arkadaşıyla buluşacağı ‘ilk’ gün 50 dakika bekleyen birisi olarak, beklemek konusunda torpil geçebileceğim yegane insandır sevgiliJ Her ne kadar İstanbul trafiği bazen sabrımın sınırlarını zorlasa da..

‘’Bekliyorum

Öyle bir havada gel ki

Vazgeçmek mümkün olmasın’’ dizelerini söyleyerek kim olduğunu bilmeden beklediğimdi sevgili. Bir gün öyle bir havada geldi ki vazgeçmek de ne mümkün dedirtti adeta...Şükürler olsun ki...

Bunun dışında bir ‘insan’ olarak ne beklemeyi, ne bekletmeyi severim!

Beklemek insanı olgunlaştırıp, sabrına sabır katsa da tercih edilen bir eylem olmayacaktır hiçbir zaman diye düşünüyorum.

                                          ****

Beklemek üzerine böyle düşünceler içerisindeyken, hafta sonu izlediğimiz bir tiyatro oyunu beklemek kavramını bambaşka bir pencereden sorgulattı bize. Bekleme Salonu’ydu bu oyunun adı.

Şehrin perdeleri bu oyunla açıldı bizim için(Kaçırdığımız Gizli Oturum adlı oyunu saymıyorum tabiî ki:p)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden sonra izlediğimiz en güzel tiyatro oyunuydu diyebilirim Bekleme Salonu için. Dönem başında yeni sezonda nasıl oyunlar varmış acaba diye şöyle bir göz attığımda hiç de ilgimi çekmemişti halbu ki. Bir kez daha tiyatro oyunlarının isimlerini çok fazla önemsemem gerektiğinin farkına vardım:p

Psikolojik bir kavram olan algıda seçicilik, oyunda sık sık dile getirildi. Bireylerin bilinçaltı ‘yok artık’ denilcek bir ustalıkla sergilendi. Oyundan arta kalan bir cümle ise hafızama kazındı:

 

Her insan, kendini ilgilendiren yönüyle algılar hayatı’

           

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Yürümek


20/11/2009 · Kategori: BiR TuTaM HaYaT

 

Yürümek…

İnsanı rahatlatan, farklı bir boyuta taşıyan eylem...

Yürümek, yemek yapmak gibidir benim gözümde; Kendi kendimi iyileştirme yöntemlerimden biridir adeta.

Yalnız bir edimdir yürümek. Bir bakıma da ironik bir eylemdir. Her ne kadar kalabalık içinde yürüyor olsak da; aslında kendi kafamızın kalabalığıdır bizi ilgilendiren. Düşüncelerimizdir adımlarımızı şekillendiren…

İnsan yürüyüşünden belli olur der bir yazar. ‘Kendi’ olmanın en belirgin işaretidir yürümek. Düşüncenizin kararlılığı, inceliği yahut dağınıklığı adımlarınıza vurur diye de devam eder. Ne kadar doğru bir tespittir bu.

Sinirliyken nasıl adım attığınıza, yürüdüğünüze dikkat ettiniz mi hiç? Hızlı hızlıdır adımlarınız, öfkenizi kaldırımlardan yahut yollardan çıkarmak istercesine…

Mutlu anlarınızda ise, ağırdır attığınız adımlar. Keyifli dakikaların hiç bitmemesini dilercesine ürkek bir şekilde yürünülür.

Günümüzde yürümenin zevkine varabilen çok az insan olduğunu düşünüyorum. İnsanlar artık yürümüyorlar, sadece bir yerden bir yere ‘taşınıyorlar’. Yürüyüş yapmak sadece bir zorunluluk haline dönüştü. Yürüyen yollar yapılsa her yere, eminim ki birçok insan yürümeyi unutur:p

                                       *****

Geçen hafta sonu da, yürümeyi çok seven blogcu arkadaşım ‘insibag’ ile arşınladık İstanbul sokaklarını. Ne kadar özlemişim içten bir muhabbet eşliğinde yürümeyi…

Her ne kadar, çoğu kimseye göre yürüyüş mevzusunu abartmış olsak da, bizce her şey normaldi ve halimizden de gayet memnundukJ

Karaköy’den sevdiğimi de alarak 180 derecelik İstanbul manzarasına sahip olan Galata’daki o muhteşem kafeye gittik. Sıcak kahvelerimizi yudumladık tatlı bir muhabbet eşliğinde…

Sonra, dostum insibag ile devam ettik İstanbul turumuza. Anlatacak o kadar çok şey biriktirmişiz ki…Karaköy-Taksim-Cihangir-Kabataş-Beşiktaş-Ortaköy… Nasıl yürüdük onca yolu anlamadık, gerçi şaşırmamak lazım. Ne de olsa alışıktık biz bu duruma. Bkz: Çamlıca-CapitolJ

Ancak, herkesle yapılan yürüyüş aynı zevki yaşatmaz insana. Bazen bir sevgili, bazen de bir dosttur yürüyüşü anlamlı kılan..Tıpkı, sevgili dostum insibag ile yaptığımız yürüyüş gibi…

                                   


 

Yorum (11) Yorum yaz!

Kasımda Aşk Başkadır


16/11/2009 · Kategori: SaDeCe MuZiK


Kasımda Aşk Başka mıdır gerçekten?

Bence Başkadır:)

Kasım bitmeden, 'Kasımda Aşk Başkadır' filmini bir kez daha izlemeli...Evet evet izlemeli:)

Şimdiii

Sessizlik...Gözlerinizi kapayın ve sadece müziğe konsantre olun...Sadece müziğe..

                                                                                                 

 

 

Yorum (6) Yorum yaz!

Bu Derneği Hiç Duydunuz mu?


14/11/2009 · Kategori: PsIKoLoJi

Bugün ki yazım ne gezdiğim yerler, ne okuduğum kitaplar, ne izlediğim filmler, ne de seçtiğim herhangi bir konu üzerine…

Bugünkü yazım, bir sivil toplum kuruluşu hakkında: RUSİHAK. Diğer bir ifadeyle, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi.

Geçen hafta sonu bölümden bir arkadaşımla Rusihak’a gittik bölümümüzün ön ayak olduğu sosyal sorumluluk projesini gerçekleştirmek adına bilgi almak ve fikir alışverişinde bulunmak için. Şehnaz Hanım ve Can Bey kurumun kapısında karşıladı bizi tüm içtenlikleriyle…Amaçlarından, faaliyet alanlarından, ve ihtiyaçlarından bahsettiler kurumlarını tanıtma adına. Ben de bloğumda böyle bir kurumdan bahsetmeyi borç biliyorum; ilk önce insan sonra da bir psikoloji öğrencisi olarak ve başlıyorum anlatmaya:

Rusihak diğer stklardan oldukça farklı. Çünkü Türkiye’de akıl ve ruh sağlığı alanında insan hakları savunuculuğu yapan ilk sivil toplum kuruluşu. Amaçlarından bahsetmek gerekirse;

  • Türkiye’de psikiyatrik teşhis almış ve zihinsel engelli bireylerin sorunlarının kamuoyunda görünür hale getirilmesini ve toplumsal yaşama katılımlarını teşvik etmek,
  • Psikiyatrik teşhis almış ve zihinsel engelli bireylere yönelik ayrımcılığın azaltılmasına katkıda bulunmak,
  • Psikiyatrik teşhis almış ve zihinsel engeli bulunan bireylere yönelik hizmetlerin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi için sivil toplumun katkısını harekete geçirmek,
  • Ruh sağlığı hastaneleri ve rehabilitasyon merkezlerinin sivil toplumla bağlarını güçlendirmek.

 

Bunlar Rusihak’ın amaçlarından sadece birkaç tanesi. Yakın bir tarihte kurulmuş olmasına rağmen kısa zamanda çok iyi projelere imza atmış ve bu çabalarını daha da ileri boyutlara taşımayı arzulayan bir dernek Rusihak. Öyle ki, gerçekleştirdikleri projeler ile ilgili verdikleri kitaplar, materyaller arkadaşım ve beni büyüledi adeta. Hepsi bir ‘kaynak’ niteliğinde kitaplardır demek yanlış olmaz sanırım.

Bu kaynakların arasında ‘Akıl ve Ruh Sağlığı Alanında İnsan Hakları 2008 Türkiye Raporu’ vardı. Elime geçen ilk zaman dilimini bu kaynağı uzun uzun incelemeye ayıracağımJ. Bu rapor, Rusihak tarafından gerçekleştirilmiş, alandaki boşluğa, soru işaretlerine çözüm olabilecek nitelikte bir özveriyle tamamlanmış bir çalışma.

 

Rusihak’dan neden bahsettim?

 

Çünkü toplum olarak, haklarımız hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan bilinçlenmeye yeni yeni başlayan bir yapıya sahibiz. Ne yazık ki ülkemizde bireysel olarak hareket ederek haklarımızın peşine düşmek çok zor, yıldırıcı. Kaldı ki otoriteler kendi menfaatlerini gözeterek halkı yeterince biliçlendirme yoluna gitmedikleri için işimiz daha da bir zorlaşıyor.

Ancak, Rusihak gibi derneklerin var olduğunu bilmek, yakınlarımız arasında ruh sağlığı konusunda problemler yaşayan, haklarını bilmeyen ya da nasıl savunacağını kestiremeyen insanlara bir deniz feneri niteliğinde olabilir. Ayrıca bu şekilde hareket edebilmek için sadece yakın çevremizde birilerinin bu durumdan müzdarip olmasına da gerek yok. Bizim de bir gün ruhsal problemlere, hastalıklara yakalanabilme olasılığına sahip olduğumuzu düşünerek, akıl ve ruh sağlığı alanındaki haklarımızdan haberdar olmamız gerektiğini düşünüyorum.

 

Ayrıntılı bilgi için:

www.rusihak.org


Yorum (5) Yorum yaz!